Köşe yazısı: Ankara Kalesi

e-Posta Yazdır PDF
Türkiye Cumhuriyet’inin başkenti olan Ankara kenti topraklarına, çok eski tarihlerde yerleşilmiştir.Bent deresinin dar vadisi, günümüzde Ankara kalesinin bulunduğu tepeyi, yaylanın ovaya egemen dik kenarından ayırarak, korunmaya elverişli bir yer hazırlamış, Hititler, Frigyalılar ve Galatlar döneminde hep aynı yerde olan kent, Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de yerini değiştirmemiştir. Geçmiş dönemlerde hep bir kale kenti rolü oynayan Ankara’nın günümüzdeki görünümünde de, ova zemininde yükselen kale hemen dikkati çeker. Her yönüyle ANKARA

Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Kentte askeri bir garnizon bulunduran Hititler tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Hititlerden bu yana hep aynı yerde bulunan, Romalılar, Bizanslılar ve Selçuklular dönemlerinde birçok kez onarılan kale Osmanlı döneminde 1832'de Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa tarafından bir onarımdan geçirilmiştir. Dış kale eski Ankara şehrini çevirir. İç kale yaklaşık 43.000 km2'lik bir yer kaplar.İçkalenin güney ve batı duvarları bir dik açı oluşturur. Doğu duvarı tepenin girinti çıkıntılarını izler.Kuzey yamaç ise farklı tekniklerle yapılmış duvarlarla korunur.Koruma düzeninin en ilgi çekici yanı; doğu,batı ve güney duvarları boyunca 15-20 m.'de bir yer alan 42 tane beşgen burçtur. Dış kale ile iç kale,doğuda Doğ ukalesi'nde batıda hatip çayına bakan yamaçta birleşir. İ çkale'nin güneydoğu köşesinde ise kalenin en yüksek yeri olan Ak kale (Halk arasında Alitaş ı)yer alır. Dört katlı olan iç kale Ankara taşından ve toplama taşlarla yapılmıştır. İç kalenin iki büyük kapısı vardır. Biri dış kapı, diğeri ise hisar kapısı adını taşır. Kapı üzerinde bir de İlhanlılara ait kitabe bulunur. Kuzeybatı kısmında Selçukluların yaptırdığını gösteren bir yazı bulunmaktadır. Duvarların alt bölümü mermer ve bazalttan yapılmıştır, üst kesimlerine doğru bloklar arasında tuğla bölümlerin büyük ölçüde zarar görmesine karşın, iç kale bozulmadan günümüze kadar gelmiştir. VIII ve IX.yy.larda kent istilalara uğrayınca, kaleyi hızla onarmak için, o sıralarda yıkıntı halinde olan Roma anıtlarının mermer blokları, sütun başlıkları, su yollarının mermer olukları kullanılmıştır. (bunlara özellikle iç kalenin güney yönünde rastlanır)

Bugün kale içindeki değişik dönemlerden kalmış birçok eski Ankara Evi bulunmaktadır. Kale içi Mahallesi'nde bulunan eski Ankara evleri, sur duvarları ile çevrili dar ve dik bir alanda konumlandıkları için, planları dar alanlardan en çok faydalanmayı gözeterek yapılmış. İki ya da üç katlı olarak ahşap, kerpiç ve tuğladan inşa edilmişler. Çengel han Rahmi M. Koç Müzesi Ankara’nın kalbi Ankara Kalesi’nin tam karşısındaki görkemli ve tarihi binasında yer almanın mutluluğunu yaşıyor. Ticari geçmişin simgelerinden biri olan bu tarihi yapı, sanayi objeleri koleksiyonumuza ev sahipliği yapmaya en uygun mekân. Kale'yi gezmeye gelenlerin, Çaycı Hasan Amca'nın küçük çay evindeki misafirlikleri tavşan kanı çaylar yudumlanırken, yapılan keyifli sohbetler, bir gelenek aynı zamanda...

Sağlam surlarının üzerinde binlerce yılı taşıyor evet, ama aynı zamanda bugüne de ait… Çünkü bugün de var. Dimdik ayakta duran surlarıyla, hanlarıyla, ve camileriyle değerini yitirmeyen eski konaklarıyla… Bugüne, dünü hatırlatıyor… O yaşıyor. Binlerce yıllık tarihini sımsıkı kucaklayarak…

Aslı Çakıcı



 

Yorumlar  

 
#1 ferhat 2009-02-21 12:39 ankara kalesınde cay ocagını ısleten hasan tüsık dedemın anısına sureklı gıderım ankara kalesıne, her gıtdıgımde bır huzun kaplar ıcımı cunku oraya senelerını vermıs dedem artık hayatda yok. o nur yuzlu ınsanların ıcıne daıma huzur veren dedem orda yok bu cok uzuyo bızlerı. nur ıcınde yat hasan dedem,, Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Anket

Ankara Nasıl Bir Kent?
 

GİRİŞ / KAYIT