“Gelecek gideceğimiz değil, yaratacağımız bir yer”
Ikea, Sony, Nokia ve Unilever gibi markalara yön veren trend araştırmacısı Danimarkalı Anne Lise Kjaer, Marka Konferansı çerçevesinde geleceğin trendleri hakkında konuşma yapmak üzere İstanbul'daydı. Kjaer içinde bulunduğumuz krize ve geleceğe dair sorularımızı yanıtladı.
Kjaer “Düşünüyorum, öyleyse varım öyleyse harcarım”, önermesinin yakın zamanda, “Hissediyorum, öyleyse varım” ile değişeceğini ön görüyor.
“Gelecek gideceğimiz bir yer değil, yaratacağımız bir yer”
Geleceğin gideceğimiz bir yer olmadığını bunu bizim yarattığımızı konferansında söyleyen Kjaer krizle beraber yaratıcılığın artacağını belirtti.
Kriz, moda ve lüks hakkında sorularımızı yanıtlayan Kjaer özellikle gelecekte duygusal tüketimin de artacağını ekliyor.
- Bir trend tahmincisi olarak bu krizin geldiğini önceden gördünüz mü?
Tam olarak bir kriz olduğuna inanmıyorum. Bir süredir krize götüren göstergelerin olduğu belliydi. Şirketler aşırı büyüdü. Şirketler bu kadar büyüdüğü zaman esnekliklerini yitiriyorlar. Değişimlere kolay kolay adapte olamıyorlar. Toplumda değişen şeyler vardı. Şirketler o kadar büyümüştü ki, bu değişime ayak uyduramadı. Sadece mal satılmayan yaratıcı toplumlarda yaşıyoruz. Hatta ayrıca yaratıcılık satıyoruz.
- Bu krizle beraber nasıl bir değişim olacak?
Kısıtlı bütçe doğrultusunda lüks yaşamak ve kredi kartını diyete sokmayı yaşıyoruz. Ancak kriz ne kadar kötü olursa olsun insanlar her zaman yaratıcı bir cevap buluyorlar. Bu özellikle Türkiye için de harika bir şey. 7 yıl önce Türkiye’ye ilk defa geldiğimde herkes kur için oldukça endişeliydi. Herşey kötü gidiyordu, işler batıyordu. Fakat bu gidişata adapte olundu. Bu krizde de kazananlar ve kaybedenler olacaktır. Kriz yaratıcılığı beraberinde getirir, yeni fırsatlar sağlar.
- Peki fırsatlar nelerdir?
Yeni bir çağın eşiğinde olduğumuzu düşünüyorum. Entellektüel yaratıcı kesim yeni cevaplar bulmak için teknolojiyi kullanıyor.
Burada çok büyük bir iş yattığı belli. İnsanlar ikinci el kıyafetleri alıyor ve bunu perakendeden aldıkları eşyalarla kombinliyorlar. İnsanlar birşey satın almadan evvel iki kez düşünüyor. Bir kriz olmasına rağmen insanlar dayanıklı olacak kaliteli ürünlere para harcamaya çalışıyor. Konu modaya geldiğinde insanların kriz var diye farklı giyineceklerini sanmıyorum.
- İnsanlar internette daha fazla vakit geçirmeye başladı. Alışverişe gitmek başlı başına bir para harcama aktivitesi. Arabayla gidiyorsunuz benzini ve sonra orada yiyeceğiniz yemeği hesaplıyorsunuz. Bu davranışlar alışverişi ve AVM’leri nasıl etkileyecek? Alışverişin geleceği internette mi?
Alışveriş merkezinin Amerikan konsepti olduğunu düşünüyorum. Ve insanların alışverişe bu mall(Alışveriş Merkezi) dediğimiz merkezlere yöneltilmeye çalışıldığını görüyorum. Alışveriş yapabilmek için hem kadınlar hem erkekler çalışmak zorunda. Tabii ki iş vakitlerinde çalışıldığı için alışveriş merkezleri boş kalıyor. Bu aslında 80’lerden kalma gereksiz bir konsept.
Eskiden var olan “Düşünüyorum, öylese varım, öyleyse alışveriş yaparım” zihniyeti, gelişen ekonomilerde sekteye uğramaya başladı. İnsanlar kıyafetler ve elektroniklerle daha materyalist bir dünya içinde kaldı. Ancak gelecek burada. Harika deneyimler ve harika teknolojiler farklı yoldan iyi hissettirmeyi sağlayacak. Benim gelecek için cevabım şu: “Hissediyorum öyleyse varım.” Duygusal tüketim diye adlandırdığımız olgu yükselen trendler arasında.
Birçok kişi internetten alışveriş yapıyor, internet satışı oldukça gelişiyor. İnsanların da iyi tecrübeleri var. Artık çok hızlı yaşadığımız bir kültür içindeyiz. Mesela trafikte sıkıştığımız zaman faturaları banka işlemlerini internetten ödüyoruz. Uygun olma hayatımızın bir parçası haline geldi. Yakınsama teknolojileri hayatımızın çok içinde. Bunların hepsi daha pratik olabilmeyi getiriyor.
- Lüks pazarı daha ulaşılabilir hale geldi. Bu değişecek mi?
Evet değişecek. Ben bir tasarımcı olarak sahte ve kopya ürünlerden hoşlanmıyorum. Etrafta çok fazla sahte ürün var. Benim 12 yaşındaki oğlum ve arkadaşları ünlü olma hayali kuruyorlar. Ünlü olmak birçok dikkat çekici ve pahalı marka ürün giymek demek. Bu, hala yaygın bir unsur olarak devam ediyor. Benim için bu tip ürünler aslında lüks ürünler değil. Artık bu zevksizlik olarak algılanıyor. Birçok insan bu tarz lüks olayına sırtını dönmeye başladı. Daha farklı arayışlar içine girdi. Lüks konsepti kabuk değiştirecek. Kopyalanamaz ve çoğaltılamaz şeyler lüks sınıfını oluşturacak. Bir deneyim yaşatan veya sadece o şeyden birkaç tane bulunmasına lüks diyeceğiz.
Bir internet sitesinde güneş gözlüğü £6000’a satılıyordu, bunlardan sadece 10 tane vardı. Bir hafta içinde bu gözlüklerin hepsi satıldı. Bu lüksün yeni formu. Tabii ki gösteriş dediğimiz lüks olacak. Yakında göreceğiz. Önemli zamanlar.
Ünlüleri takip etme trendi bir süredir devam ediyor. Gelecekte yine onları takip edecek miyiz yoksa yerine başka birşey mi bulacağız?
Eski güzel günlerde gerçek film yıldızları vardı. Gerçekten ilham aldığınız kişilerdi. Bugün herkes ünlü olabiliyor. Birçok ünlü sadece ünlü başka bir meziyetleri yok. Bir ünlü dalgasının varlığından emin değilim. Emin olduğum birşey var ki bu çok büyük bir pazar. Herkes birşeyler koparmaya çalışıyor. Evet ünlü kültürü şu anda var ancak gelecekte insanlar onları kopyalamak yerine kendi kişiliklerini arar duruma gelecekler.
- Her sezon trendlerden bahsetmek zorlaşıyor. Herşey karışmış durumda. Aynı anda 70’leri 80’leri ve milenyum öğelerini bir sezonda yaşıyabiliyoruz. Trendler öldü diyebilir miyiz?
Makro ve mikro düzende trendler öldü diyemeyiz. Çünkü trendler aslında göstergeler. Moda trendlerinin ölümünü aslında çok önceden tahmin etmiştim. Çünkü herşeye şimdi izin var. Eski güzel günlerde bir yılda 3-5 koleksiyon yapılırken şimdi firmalar neredeyse 10 koleksiyonu bir ayda yapıyorlar. Nasıl yaptıklarını anlamıyamıyorum. Ancak insanların kendilerini iyi hissedeceği kaliteli ürün arayışına doğru bir hareket başladı. Daha ilk safhalardayız ancak insanlar hayat tarzlarına göre alışveriş yapmaya başladı. Hissiyatı modanın içinde harmanlamayı gelecekte çok daha fazla göreceğiz.
- Şirketler farklılaşmak için ne yapmalı?
Daha az ama daha kaliteli ürünler üretmeli. Herşeyi yapmamalı kendi işine odaklanmalı. Eğer herşeye saldırırlarsa anca hiçbir şeyin efendisi olurlar.


