CHP 'değişirken', medyada değişmeyenler

e-Posta Yazdır PDF
 

CHP 'değişirken', medyada değişmeyenler
Yazdır Arkadaşına gönder  Medya grupları "gazetecilik"ten, "halkın doğru haber alma hakkı"ndan bahsededursun, CHP'de yönetim değişikliği yolunu düzleyen aktörlerden biri olan merkez medya ile yandaş medyanın yeni bir boyuta sıçrayan hesaplaşması, temsilcisi oldukları AKP iktidarı ile ana muhalefet partisinin kapışmasının bile önüne geçiyor.

Deniz Baykal'a ait olduğu iddia edilen video görüntülerinin yayımlanması ile başlayıp, Baykal'ın istifası, Kemal Kılıçdaroğlu'nun da hafta sonu gerçekleştirilen CHP Kurultayı'nda genel başkanlığa seçilmesiyle sonlanan süreçte, merkez medyanın başrollerden birinde oynadığı görüldü. Bu gelişmeler, uzun bir süredir AKP yanlısı medyayı tanımlamakta kullanılan "yandaş" adlandırmasının bizzat yandaş medya tarafından tartışmaya açılmasını da beraberinde getirdi.

Tartışmayı boyutlandırıp daha saldırgan bir tarz izlemek için kurultayın sonlanmasını bekleyen yandaş gazetelerde, AKP tabanının elden kaymasına engel olmak için, bir yandan Kılıçdaroğlu "liderliği"ndeki CHP'den beklentiler sıralanıp bu beklentilerin yerine getirilmeyeceğine işaret edilmeye, bir yandan da genel seçimlere dek CHP rüzgarını estirmeye devam edecekleri anlaşılan medya gruplarına yönelik suçlayıcı haber ve yorumlar yayımlanmaya başlandı.

CHP'nin, seçimleri kurultayın dünkü bölümünde gerçekleştirilen Parti Meclisi'ne kimi gazetecilerin de girmesi Zaman gazetesinde, CHP ile merkez medya arasında doğrudan bağlantılara kanıt olarak gösterilirken, Yeni Şafak'ta ise Kemal Kılıçdaroğlu'nun AKP'yi ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ı hedef alan konuşma metninin dahi medyanın bu kesiminden gazetecilerce belirlendiği iddiası yer aldı.

Zaman'a malzeme çok: "CHP'li gazeteciler" mi, CHP-Ergenekon ilişkisi mi?
CHP 33. Olağan Kurultayı'nda Parti Meclisi'ne Cumhuriyet, Hürriyet ve Milliyet gazetelerinden isimlerin de seçilmiş olması bu basın-yayın organlarının bağlı oldukları medya grupları ile CHP'nin organik bir bağlantı içerisinde olduğuna kanıt olarak gösterildi.

Bilindiği üzere CHP Parti Meclisi'ne giren isimlerden Mehmet Faraç ve Süheyl Batum Cumhuriyet gazetesinde, Hurşit Güneş ise Milliyet'te yazıyor. Doğan Medya Grubu'na ait Vatan gazetesinde yazan Süheyl Batum'un geçtiğimiz Nisan ayının ortalarından itibaren Cumhuriyet'te de yazmaya başladığı biliniyor.

Zaman gazetesi, bir yandan CHP ile bu isimlerin halen yazmakta olduğu gazeteler arasında organik bağdan bahsederken, bir yandan da "Ergenekon" ve "Balyoz" ile CHP arasında bağlantı kurmaya çalıştı.

Zaman, Cumhuriyet yazarı Mehmet Faraç'ın "Ergenekon" Davası ile birleştirilen Cumhuriyet gazetesinin bombalanması davası sürecinde "Ergenekon" savcılarınca ifadesi alınan bir isim olduğunu, Cumhuriyet ve Vatan'da yazan Süheyl Batum'un adının ise "Balyoz darbe planında, kurulması öngörülen hükümette görev verilecekler arasında adı zikredildiği"ni, "Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Tuncay Özkan'ın, mahkemedeki beyanatında örgüte yeni eleman kazandırması için telefonda konuştuğu kişi olduğu"nu, bir ara da, adının, "Encümen-i Daniş tarafından DP'nin genel başkanlığı için zikredildiği"ni yazdı.

Merkez medya: "Sağda mı, solda mı, liberal mi, sosyal demokrat mı?"
CHP'de yaşanan hızlı gelişmeler yandaş basın-yayın organlarını bir süreliğine şaşırtırken, seçeneksizlik, "Ergenekon'un avukatı" diye niteledikleri Deniz Baykal'ın yanında saf tutma zorladı. Deniz Baykal'la ilgili olduğu ileri sürülen video görüntülerinin ortaya çıkarılmasının hemen ardından "Baykal istifa" seslerinin yükseldiği ilk mecra ise, pek de umulmayan bir biçimde, merkez medya oldu.

Süreci özetleyen eleştirel yaklaşımlardan birini, "kaset skandalı" ile start alan "CHP'nin değişimi" sürecinde rol oynayan gazetesine rağmen, Habertürk yazarı Umur Talu sergiledi. Talu, 20 Mayıs Perşembe günü Habertürk'te yayımlanan "O Gandi, onlar Hint fakiri!" başlıklı yazısında, "... yakın tarihi hatırlayın. Seçim, kongre, lider, delege, koalisyon imali uğruna, demokrasiye de gazeteciliğe de ede ede, şimdi 'Gandi'ye dönmüş 'medya topaçları'na sorun: DYP'liydiniz hani; hani ANAP'lıydınız? Hani Ecevitçi, MHP'li olmuştunuz... Hani Dervişçi, Özkancı, Bayarcı idiniz... Hani Baykalcıydınız be! Kocaman 'Neden'le sorun. Nasıl böyle hızlı kaydıklarını sorun. Sağda mı solda mı, liberal mi sosyal demokrat mı olduklarını; hepsini peş peşe nasıl olabildiklerini sorun. Servetleri, ihtirasları, dümenleri, ihaleleri, arazileriyle 'halk adamları'nın arkasına nasıl geçebildiklerini, 'dev aynası'na dayanamayan Gandileri anında rehin alırken hiç mi sıkılmadıklarını sorun" dedi.

Talu, daha önce uzun yıllar Doğan Medya Grubu'nda çalışmış olan Habertürk Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı'nın, yazıda itham edilenlerden biri olduğu düşüncesiyle kendini savunmasına neden olan yazısında ayrıca, "hiç tartışmam, bu iktidarın 'göbekten yandaş medya'sı var elbet! İster ideolojik, manevi; ister duygusal, maddi! Muhaliflikleri iktidarı hep teğet geçen bağımsızlar var! Ama 'ötekiler' de hep 'yandaş' oldu; hükümetleri, başbakanları, liderleri, Sezarları ve Brutusları kendilerine 'paydaş' kıldılar... Çiller DYP'de aday olduğunda, bunlar Çillerci idi... Gün geldi, CHP ve Baykal’ı Çiller’e payanda ettiler. Seçim oldu, bunlara inat Refah kazandı; ama elden ANAP-DYP koalisyonu kurdular. O battı, Refahyol oldu. 28 Şubat’la yıktılar. Karadayı ve Bir’le, DYP’den adam kopartıp Yılmaz’ı başbakan ettiler! Seçim oldu. Ecevit’i serseme çevirdiler; Bahçeli ve Yılmaz’la hükümet kurdurttular. Tam yandaş olup tamamen esir aldılar! Hükümet için Sezer’e villayla, perdeyle saldırdılar. Öküz ölünce, Ecevit’i hasta edip sattılar; Özkan, Cem (ve cayan Derviş)’e parti kurdurttular. Merkez sağda Bayar’ı ittirdiler. Baykal İş Bankası’nda misilleme yaptı, korktular, ona rakip olmasın diye İnönü’yü vurdular. Bunlara inat AKP kazandı... Ona da yazıldılar. Orduydu, Baykal’dı... Kasetle 'temiz' ellerini ovuşturup 'halkçı, Gandici, solcu' oldular! Nasıl şeysiniz siz yahu! CHP değişsin de, sizin kaypak haliniz hiç değişmeyecek mi! Bulaşık gazetecilik-siyaset kimyasının kör kuyularında, her tür göçük altında kalan insanlardan utançla!" demişti.

Merkez medya zoruyla "iktidara yürüyen" CHP
Kılıçdaroğlu rüzgarına bir de "toplumsal karşılık" süsü vermeyi ihmal etmeyen merkez medyada manşetten "Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP'nin artan oy oranları"nı veren anketler yayınladı. 18 Mayıs günkü Hürriyet gazetesinde manşetten yüzde 40, 19 Mayıs tarihli Milliyet ve Vatan gazeteleri ise yine manşetten Adil Gür'ün anketini verirken, Kılıçdaroğlu isminin şimdiden CHP'nin oy oranını yüzde 32,3'e çıkardığını ilan ettiler.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Anket

Ankara Nasıl Bir Kent?
 

GİRİŞ / KAYIT